Sayfalar

15 Eylül 2020 Salı

The Big Lebowski ( Büyük Lebowski )

 

The Big Lebowski ( Büyük Lebowski )

IMBD: 8.1

Yönetmen: Joel Coen, Ethan Coen

Yapım Yılı: 1998


Soy isimleri karıştıran mafia teşkilatı, zengin Lebowski yerine gelir bizim gariban Lebowski'yi bulur. Sonrasında durumu öğrenen bizimkisi, gider zengin olan diğer adaşını bulur. Tanışmanın sonucunda sağlam bir iş teklifi alır. Ve eğlence buradan sonra başlar.

- Film değişik bir tür. Yani komedi gibi ama bildiğimiz gibi bir komedide değil. Herkes beğenmeyebilir.

- Arka planda hep gizemli bir hava var. Filmin en çekici yönü burası.

- Sahne aralarında mayhoş bir müzik ile sunulan sürreal ara sahneler, filmi ayrıca gizemli  hale getiriyor.

- Lebowski karakterini Jeff Bridges canlandırıyor.

- Çoğu eleştirmen tarafından, "Kara Mizah" türünün en iyi örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

- Film, 2014 yılında ABD Ulusal Film Arşivi'ne girmeyi başarmış.


3 Eylül 2020 Perşembe

Aklım Karıştı (Girl, Interrupted)

 




  2s 7dk 

 DramBiyografik

Yönetmen: James Mangold

IMBD: 7.3


Guguk Kuşu filmi misali akıl hastahanesindeki bir grup hastanın birbirleri ile ilişkileri, kavgaları ve dayanışmaları anlatılıyor filmde. Fakat Guguk Kuşu filminde,  hastaları kontrol eden, zeki bir karakter vardı, bu filmde böyle biri yok. Daha ziyade hastaları kıskanan ve hastahaneyi birbirine katan Lisa isimli bir çatlak var. 

Susanna kendi isteği ile bu hastaneye yatmak ister ama kendi isteği ile iyileşemeden çıkamaz. Lisa ile ilk başlarda kavga eder, sonra her zaman olduğu gibi kanka muhabettine girerler. 

Anlaşıldığı üzere bir grup hastanın davranışlarının işlendiği film, samimi bir şeklide izleyiciye yansıtılmış. Kavgaları, dramları, hayatta başlarına gelen kötü şeyler, hastahane personeline karşı örgütlenmeleri çok eğlenceli ve duygusaldı.

Susanna karakterini Winona Ryder, Lisa karakterini ise Angelina Jolie'nin canlandırdığı filmin IMBD puanı 7.3 .

23 Ağustos 2020 Pazar

Son Av - Jean Christophe Grange



Son dönemlerde Kongo taraflarına kafayı takan yazar, şükürler olsun ki son iki kitabında normal çizgisine dönmeye başladı. :)

Alanında ünlü komiser Niemans, yanına aldığı slav İvana ile beraber, Faransa - Almanya sınırındaki acayip bir cinayetin peşine düşer. Bu işin peşini kovalarken kendilerine Alman poliside destek verir. İşler gelir dolaşır tam bir av manyağı olan krallık misali bir aileye dayanır. Konu dallanır budaklanır taaa Hitler dönemindeki acayip bir çeteye kadar gider. 

Okurken ufak ufak tarih bilgisinede sahip olduğumuz kitapta, zenginliğin geniş duvarlarında insanların nasıl sapkın eğlencelere düşkün olduğunu görüyoruz.

Polis-cinayet-gizem üçgenini barındıran kitap  film tadında akıp gidiyor.

18 Ağustos 2020 Salı

7.Nesil Yeni iPad-32GB




Bende bu modelin 6. nesil olanı var. Bendeki modele göre Ekran 10.2" olmuş. Ram tarafında ise bendeki 2 GB şeklindeydi fakat bu modelde 3 GB yükseltilmiş. İşlemci olarak ikisinde de A10 kullanılıyor. Bu modele direk klavye bağlayabiliyorsunuz. Geri kalan özellikleri zaten aynı. 

Ben 2018 yılının sonlarında 6. nesil olan versiyonunu 1799 TL'ye almıştım. O dönemde eğitim tableti olarak tanıtılmıştı. Fakat şimdi bakıyorum teknoloji marketlerde 2.799 TL'den satılıyor. 1000 TL fark oluşmuş durumda.

İki yıl olmasına rağmen ben çok memnunum. Şarj süresi ilk aldığım günkü gibi stabil çalışıyor. Kamerası da 8 MP olmasına rağmen renk ve derinlik olarak başarılı işler çıkarıyor. Yazlım vs olarak şu ana kadar yavaşlama olmadı. 


8 Ağustos 2020 Cumartesi

İzmir Çevresi Gezi Yazısı

İzmir'in civarında gezilecek yer hayli bol. Zamanın el verdiği ölçüde konaklamayı İzmir içinde yaparak günü birlik bazı noktaları gezmeye çalıştım.

Gezi planımı İzmir'i merkez alarak Kuzey - Güney şeklinde ikiye böldüm

Kuzey: Eski - Yeni Foça

Güney: Kuşadası Dilek Yarımadası ve Zeus Mağarası.

Güney Rotası:

Güney rotasından pek fazla fotoğraf çekemedim. Elimde sadece Dilek Yarım adasında, insan elinden beslenen domuzların fotoğrafları var. 

Zeus Mağarasının serin sularına daldıktan sonra Dilek yarımadasına geçtik. Bu arada Zeus Mağarası, İzmir'e yaklaşık 130 km mesafede bulunuyor. Derinliği 10-15 metre olan mağaranın görünüşü hayli ürkütücü. Çivi gibi suda yüzdükten sonra Dilek Yarımadasının cennet denizi ilaç gibi geldi. 

Dilek Yarımadasına giriş araç başı 21 TL. Bölge, milli park statüsünde. Milli park içinde, soyunma kabini wc, duşluk vs bulunuyor. Yeme - içme olayını milli parkın dışından çözmeniz gerekiyor. İçeride satış yapan işletme görmedim. 4 adet koy bulunuyor, istediğinizi seçip yüze bilirsiniz. Plajda gezerken yanınızdan yavruları ile beraber geçen domuz sürüsü görürseniz korkmayın.






Buradan ayrılınca, 2012 yılında kıyamet senaryolarının sığınak merkezi olan Şirince köyüne gittik. 30-45 dk yolculuktan sonra uzun virajları tırmanarak köye vardık. Köyün normal yolunun haricine Selçuk ilçesinin hemen merkezinden ikinci bir yol daha yapılmış. Köyün otoparkı her zamanki gibi ücretli. Araç başı 15 TL. Otoparkın üstünden tur atacak şekilde köyü gezmemiz önerildi. Otoparkın üstünden yenilenen kiliseleri gezdik. Pervin Ablanın yerinde yemek yedik. Bu mekan köyü tepeden görüyor. Fiyatlar abartılı değil  (mantı 27 TL, kuru fasulye 22 TL, gözleme 15 TL). Ben kuru fasulye yedim, küçük güveçte geldi ve tadı enfesti bayıldım. Köyün dokusu çok güzel. Eski kiliseler yenilenmiş, meşhur şarap evleri bir çok noktada var. Akşam saatlerinde bir çok noktadan müzik sesleri duymanız mümkün. 












Kuzey Rotası:

İlk olarak Yeni Foça'ya gittik. Çarşısı güzel, yeni yapılar dokuya uygun  ama plaj çevrisinde bir tane soyunma kabini duşluk yok. Duş, wc gibi hizmetleri para karşılığında çevredeki işletmelerin içerisinden alabiliyorsunuz. Yani 7 TL veriyorsunuz, yol kenarındaki pub tipi işletmelerin içinde giyinip duş alıyorsunuz. O kadar yer gezdim böyle bir saçmalık görmedim. Yeni  Foçayı tavsiye etmiyorum. 



İkinci yer olarak Eski Foça'ya gittik. Buraya akşam üzeri saatlerinde geçtik bu nedenle denize giremedik. Sahil kenarında uygun fiyata balık ekmek yemeniz mümkün. Deniz kenarı ve çarşısı çok güzel. Yeni Foça'dan sonra Eski Foça bizi kendimize getirdi. 





29 Temmuz 2020 Çarşamba

Germinal - Emile Zola


Etienne iş arayan bir maden işçisidir. Yolu, Voreux isimli maden ocağında kesişir. Sorar soruşturur, iş arar ve sonunda madende çalışmaya başlar. Bu madenin hemen yanında maden işçilerinin kaldığı lojman gibi bir madenci kasabası vardır.



Kapitalizme karşı içi nefret ateşiyle dolup taşan Etienne, sürekli şartları sorgular, sağda solda emekçinin haklarına karşı işçileri bilgilendirir. Kendileri düşük ücretle sürünürken, yönetimin sosyete yaşantısı üzerinden diğerlerine gaz verir. Daha sonra işçi ücretlerine yönelik maden yönetimi kısıtlamaya gider ve  Etinne, fırsat bu fırsat halkı  ateşler. Cümle alem yönetime karşı ayaklanır, greve katılmayanlar tartaklanır ve dövülür. İsyan çevre madenlere de sıçrar.



Neyse konu hakkında bu kadar spoiler yeter. :) Kitap anlaşılacağı üzere kapitalizm vurgusuna yönelik.  Kapitalizme karşı anarşizm silahını gösteren yazar baya dişe diş bir mücadeleyi anlatmış bizlere. 



Karşılıklık konuşmalar, madenci köyündeki sefillik, küçük evlerde kalabalık ailelerin yaşantısı, maden çukurlarında, çıplak ayak suyun içinde veya ateş gibi galerilerde çalışmak zorunda çalışan insanların dramı gerçekten çok etkileyici anlatılmış.  



Kapitalizmi önümüze nar ekşisiyle koyan yazar, unutulmayacak bir baş yapıt bırakmış. 

14 Temmuz 2020 Salı

Küre Dağları Gezi Yazısı

Kastamonu ili, Pınarbaşı ilçesinde  bulunan bu bölgede gezilecek hayli nokta var. Fakat zamanın yanında ayrıca konaklama ve rehber zorunluluğu da işin içine girince hedefleri üç noktaya kadar indirmek zorunda kaldım.

Belirlediğim noktaların Ankara'ya uzaklığı 300 km mesafede bulunuyor. Yaklaşık 4 saat sürdü. Giderken Safranbolu'da kahvaltı yapıp lokumda aldık. 

1-)Horma Kanyonu: Kanyon girişinde inşaatlar var. Yani daha yeni yeni bir şeyler yapılıyor. Giriş ücretsiz (şimdilik). Sanırım WC de yok. Göz ucuyla baktım göremedim. Dediğim gibi tesisleşme daha yeni yeni gelişiyor. Burada tahmin edildiği gibi suların içinde cıbıl cıbıl ilerleyemiyorsunuz. Yani, bir Saklı Kent kanyonu gibi düşünmeyin. Çünkü Saklı Kent kanyonu bunun yanında biraz minyatür kalıyor. Kanyonun içinde ulaşım, kayalara tutturulan asma köprüler  ile yapılıyor. Asma köprünün izlediği rota aşırı uzun. Bir saat civarı yürüdük hala sonuna gelemedik. Zaten sonunda bizim ikinci durağımız olan Ilıca şelalesi var. Biz bu şelaleye araba ile gittik. Horma Kanyonu'na çok yakın.
















2-) Ilıca Şelalesi: Çok uzuuun yürüyüşün sonunda  arabaya ulaştık ve kanyonun hemen uzantısı olan, kanyonun serin sularının yaklaşık 15 metreden döküldüğü Ilıca Şelalesi'ne vardık. Şelalenin dibine kadar araba ile gidemiyorsunuz. Öncelikle arabayı otoparka bırakıyorsunuz. Ücreti, araç başı 5 TL. Civarda küçük bir bakkal ve gözlemeci var. WC ihtiyacını sadece bu gözlemecide giderebiliyorsunuz. Fiyatlar uygun ama benden tavsiye siz genede sipariş vermeden önce fiyatları sorun. Jandarmalara yakalanmadan şelaleye girmek isterseniz üstünüzü değiştirebileceğiniz tek yer gözlemecinin wc kulübesi. Dediğim gibi bölge doğa harikası ama en azından önemli ihtiyaçları gidermek için, yada yeme - içme alternatifi açısından sunulan imkanlar sınırlı. Neyse, yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüşten sonra şelaleye vardık. Manzarası mükemmeldi. Şelaleyi gören platformun altındaki çakıl taşlı bölgeye çocuklar ile inmek  yasak. Artı suya girmek komple yasak. Jandarmalar sürekli geziyor ve uyarı tabelaları var. Jandarmalar gidince suya giren gene giriyor o ayrı mesele.  


3-) Valla Kanyonu Seyir Terası: Biz, Horma Kanyonunda olduğu gibi bir gezi tekniği ile en azından bir noktaya kadar Valla Kanyonunu gezeriz diye tahmin etmiştik fakat bu kanyona sadece rehber eşliğinde girildiğini bölge insanından öğrenmiş olduk. Ilca şelalesinden çıkınca yönlendirme tabelalarında; Ejder Çukuru, Ilgarini Mağarası, Mantar Mağarası tabelaları var. Sorup soruşturmadan gitmek istemedik. Yolun  kenarında konuştuğumuz bölge insanı, bu bölgelere uzun yürüyüş ve rehbersiz gidilemeyeceğini söyledi. Zaten saatte ilerlediği için elimizde tek seçenek Valla Kanyonunu tepeden gören seyir terası kaldı. Fakat tam yola çıkarken konuştuğumuz kişi, çok daha yükseğe başka bir seyir seyir terası yapıldığını söyledi. Bizde şansımızı oradan yana kullandık. 15 km'lik araç ile gidilen  uzun dağ yolundan  terasa varınca yükseklikten başımız döndü. Terasın bir noktası, boşluğun üzerine kurulmuş ve aralıklı tahtaların altında  korkunç bir yükseklikten aşağıyı görebiliyorsunuz.






Küre Dağları çok büyük ve gitmeden önce planlaması yapılarak gidilmesi gereken bir yer. Zamanınıza göre bir planlama yaparak daha derinlemesine gezmek istiyorsanız bölgeyi bilen bir rehber ile en az iki günlüğüne gezmenizi tavsiye ederim.