Sayfalar

17 Eylül 2019 Salı

Ağaç Evi Sohbetleri #03

Evet, seri halinde devam ettiğimiz ağaç evi sohbetlerinde üçüncü gündem konumuzda şehirleşme, şehir kültürü ile ilgili. Çok fazla süslü giriş cümleleri kurmadan direk konuya dalıyorum. :)



Yaşadığınız şehrin sevdiğiniz ve sizi oraya bağlayan özellikleri nelerdir? Şehrinizde gitmeyi tercih ettiğiniz yerleri, meşhur yemekleri ve bir gün uğrarsak bize önerebileceğiniz aktiviteleri tanıtır mısınız?

Herkes yaşadığı, doğduğu, çocukluğunun geçtiği şehire bir şekilde sempati duyar sever. Bende aslen egeli olmama rağmen doğduğum ve büyüdüğüm Ankara’ya ileri derecede sempati duyuyorum. Bu sevgimin önemli bir kaynağında aslında milli mücadelenin merkezi  olması ve çok zor şartlar altında kurtarılan vatanımızın başkenti olmasından kaynaklanıyor.

                                                                                                 
                                                           
Kimisi denizi olmamasından dolayı sevmez, kimiside gezmemiştir, gezdireni olmamıştır, şehir ile tanıştırılmamıştır bu nedenle sevecek birşey bulamaz ama gelen misafirlerinizi doyurucu şeklinde gezdirdiğiniz zaman mutlaka beğenecek birşeyler bulabileceği bir şehirdir Ankara. Ankara’ya burun büken İzmirli akrabalarımı gezdirdikten  sonra, “ ya ben bu şehirde yaşayabilirim” lafını çok kez işittim. :)

Ankara’nın en önemli özelliği planlı yapılaşması. Bunun yanında çok geniş şehir içi parkları ile yeşile şehir içinde ulaşmanız çok kolay. Üç büyük şehir içinde büyük şehir imkanlarına en kolay ulaşabileceğiniz yerdir Ankara. Yolları geniş, trafiği aynı şekilde İzmir, İstanbul’a göre daha akıcıdır.

Şehrin kalbi genellikle Kızılay-Tunalı aksında atsada, Bahçeli 7. cadde yada Çayyolu Park Caddeside iddialı bölgelerden. Ulus Hacı Bayram tarafları manevi turizm açısından tercih edilip, yürüyüş rotanızı buradan Ankara Kalesine çevirip oradan yenilenen Hamam Önüne inebilirsiniz. Eğer kendinizi iyi hissederseniz az ilerideki Ulucanlar Cezaevi Müzesine gidebilirsiniz.

Aklıma şimdilik gelenler bunlar. Bir sonraki sohbet etkinliğinde buluşmak üzere. :)



11 Eylül 2019 Çarşamba

Ağaç Ev Sohbetleri #02


Bu sohbetteki  konumuzu İrem Can belirlemiş. Konumuz ; Doğamız giderek tehlike sinyalleri veriyor. Küresel ısınma ve çevre kirliliği en had safhada. Bunlar için geri dönüşüm, sıfır atık, daha az tüketim hatta poşetlerin paralı olması gibi önlemler alınıyor. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Geleceğimiz için daha yaşanılır bir dünyayı nasıl sağlayabiliriz? 

Böylesine önemli ve hassas bir konuyu gündeme getirdiği için İrem Can’a teşekkür edip bende kendi görüşlerimi belirteyim.

Kürsel ısınma etkisini her yaz daha çok hissettirmeye başladı. Bunun sonuçlarını cehennem sıcağı yaz mevsiminde bol bol hissediyoruz. Artık millet ev tercihi yaparken kış koşullarına korunaklı evlerden daha çok yaz sıcağından etkilenmeyecek cephede evleri tercih etmeye başladılar.

Dünya devletleri arasında bu soruna bir çare yada  ortak bir uzlaşı bulunamasada biz insanlara genede  çok görev düşüyor. En önemlisi geri dönüşüme çok önem vermeliyiz. Isı yayan fakat kullanmadığımız elektrikli eşyaların fişlerini çekmeliyiz. En önemliside bol bol ağaç dikmeliyiz.

Ben şahsen küresel ısınma yüzünden kış mevsimini daha çok sevmeye başladım. :) Kış koşullarına bir şekilde çözüm bulunurken yaz sıcağına bir dereceden sonra çözüm bulamıyorsunuz. Allah’tan Ankara’da karasal iklimin etkilerinden dolayı yazlar deniz kenarı şehirler gibi ızdıraplı geçmiyor.

Son olarak bu sohbet etkinliğini başlatan, bu konuyu belirleyen ve katkı sunan tüm arkadaşlara teşekkür edip, bir sonraki etkinlikte buluşmak üzere hoşçakalın. :)


3 Eylül 2019 Salı

Ağaç Ev Sohbetleri #01

                                                                                                                    Görsel:http://www.pelityayinlari.com


Eveeet Edischar ve Taha'nın tasarlayıp sunduğu yeni bir etkinlik ile gene beraberiz. Bu sefer ki konumuz televizyon üzerine. Bakalım benden ne tür yaratıcı cevaplar gelecek . :)

Televizyon izliyor musunuz? İzliyorsanız veya izlemiyorsanız sebebi nedir?

Yani arada nadirde olsa izliyorum. Daha çok kahvaltı yaparken yada akşam yemeğinde mutfakta otururken izleme fırsatım oluyor.

Bizim yerli kanallardan haberleri zaten artık takip etmiyorum. Çünkü tek bir tarafın propagandasına yönelik haberler yapılıyor. Yerli diziler zaten tarzım değil. Ben daha çok belgesel ağırlıklı programları izliyorum. Dijital platformdan izlediğim kanallar genelde; TLC, DMAX, Discovery ChannelNational Geographic Channel gibi belgesel kanallarını izliyorum.

Filmleri yada dizileri daha çok Netflix üzerinden takip ediyorum. Ülke gündemini internet üzerinden belli başlı sitelerden takip etmeye çalışıyorum.

Etkinlik için tekrardan teşekkürler. Önümüzdeki iki haftalık dönemde şehir dışında olup biraz yoğun günlerim olacak.  Genede mümkün olduğu kadar etkinliklere zaman ayırmaya çalışacağım.




1 Eylül 2019 Pazar

Fırın Saldırısı - Haruki Murakami




                                                                                              Görsel:http://www.artfulliving.com.tr




Geçenlerde Ankara Tren Garındaki NEZİH kitapevi-Kırtasiyede beklerken vaktimin de bol olmasını fırsat bilerek serin ortamda kendimi mağazanın koltuklarına bıraktım. Oturmaktan canım sıkıldı ve ince bir kitap aradım. Beklerken bitirmekti amacım. Gözüme Haruki Murakami'nin Fırın Saldırısı isimli kitabı ilişti. Kitap ince ve zaten yarısı illustrations denilen  çizimlerle doluydu. Yani toplamda sanırım 40 sayfa civarı okumam oldu.


Sisler Arasında Yolculuk


Yazar gene çok basit bir konu üzerinden hikayesini oluşturmuş. Açlık çeken iki kişi bir fırını basar. Burada garip bir fırıncı ile karşılaşır. Amaç fırıncıyı öldürmek ve ekmek çalmaktır ama fırıncının yaklaşımı bu iki kişiyi çok etkiler. Muhabbetin ilerleyen safhalarında fırıncı bu iki kişiyi lanetlediğini söyler ve bu lanet uzun yıllar üzerlerinden kalkmaz. Daha sonra aradan yıllar geçer ve buna benzer gene başka olaylara kalkışılır ve konu buradan devam eder. 

Murakami gene, sürekli yaptığı gibi büyülü sis perdesinden elini okuyucuya uzatıyor ve sisler arasında okuyucuyu gizemli dünyasına götürmeyi başarıyor. Kitapçıda okuduğum 45-50 dk'lık süre boyunca resmen başka boyutlara gittim geldim dersem abartmış olmam sanırım.

30 Ağustos 2019 Cuma

Behzat Ç





Yıllardan 2010  amcamlarda ailece oturmuş çekirdek çitlerken STAR  TV'de bir fragman dönmeye başladı. Sivil ekip otosunun içinde sivil kıyafetli dört polis harı harıl birinin peşinden koşarken başka bir sahnede arabadan kendilerini atıp Ankara oyun havası oynamaya başlıyorlardı. Aradaki zıt duruma anlam veremedik tabi. Neyse sonradan anladık ki  Ankara'da çekilen yeni bir polisiye dizisiymiş. Tabi o dönemler araplara konut satışını arttırmak için Türkiye'de başka şehir yokmuş gibi hep bir İstanbul pohpohlaması vardı. Böyle bir ortamda Ankara yapımı tek tük  dizilerin çoğalması bizi heyecanlandırmıştı.

Dizinin başlamasıyla bu yapımın sıradan bir polisiye dizisi olmadığını gördük. Yani, konuşmaların çok yapay olduğu bir Arka Sokaklar dizisi gibi değildi. Adamlar çok rahat içten konuşuyorlardı. Muhabbetler, yerine göre küfürler vs doğallık açısından ciddi ciddi iyiydi. Behazat Ç'yi canlandıran Erdal Beşikçioğlu'nun oyunculuğu tek kelime ile mükemmeldi.  Dizinin ilerleyen bölümlerinde konu artık mafia-devlet-ihale üçgenine inince haliyle arı kovanına çomak sokuldu ve dizi bitirilmeye zorlandı. 




Amirim Geri Döndü

TV'ler de bu diziyi yayınlayacak babayiğit çıkamadığı için dizi altı yıl sonra internet üzerinden yayın yapan  Blu Tv  ile ekranlara tekrar  döndü.

Konu gene aynı yerden devam ediyor. Behzat Ç gene ruhsal bunalım içinde fakat gene aynı merhametini masumlara karşı koruyor. Aradan altı yıl geçmiş. Bu altı yıl içinde devlet-mafia ilişkisi sürümüş ama devletin içini PARALEL bazı başka unsurlar gene doldurmuş. Dizinin genel gidişatı da bu paralel unsurlar ile mafia çatışmasının arasında kalan Behzat Ç'nin yaptıkları yada yapmaya zorlandıkları  üzerinden yürüyor.

Neyse konu hakkında daha fazla açık vererek izlemeyenlerin hakkına girmeyeyim. Sonuç olarak eski Behzat Ç  fanlarındansanız altı yıl sonra başlayan ve hız kesmeyen yeni bölümülerini izlemenizi mutlaka ama mutlaka tavsiye ederim. 

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Dunkirk



Vizyon tarihi: 21 Temmuz 2017 (1s 47dk)
Yönetmen :Christopher Nolan
İMBD: 7.9


Aksiyon türü yapımlarda  güzel iş çıkaran bir kaç yönetmenden biri olan Christopher Nolan bu eserinde sanatını konuşturmuş.

2017 yılı yapımı  olan bu filmde, İngiliz ve Fransız birlikleri, Alman birlikleri tarafından deniz kenarında bir yerleşim yeri olan Dunkirk'te kapana kıstırılır. Almanların karadan ve havadan taciz ettikleri bu sıkışmış birlikte telaş panik git gide artar. Yönetmende zaten, arka plana koyduğu derinden derinden gelen ritmik müzikler ile bu paniği bize çok güzel hissettiriyor.

İlerleyen sahnelerde, önce ve sonrası şeklinde geçişlerde yapılmış. Yani gördüğünüz bir olay daha sonra göreceğiniz bir aksiyon sahnesinin sonucu olabiliyor. Tabi bu izleyicinin dikkat yönünden daha fazla emek harcamasını gerektiren bir durum. Yani hangi olayın neyin sonucu olduğunu anlamak için biraz kafa yormanız gerekebiliyor.

Duygusallığın tavan yaptığı, görselleri ve sesleri ile mükemmel bir yapım olan bu filmi aksiyon türünü seven izleyicilere şiddetle tavsiye ederim.

26 Ağustos 2019 Pazartesi

Keşf-i Blogger Etkinliği



Bugün bir şeyler yazmak istiyordum ama bir türlü ilham gelmek bilmedi. :) Bende daha çok blogger arkadaş ile tanışmak ve katkı sunmak  için edischar ve akkurttaha'nın düzenlediği bu etkinliğe katıldım gitti. :)



Herkese içten bir "Merhaba",

Blogger dünyasını yeniden neşelendirmenin, harekete geçmenin vakti geldi!  Sürekli aktif paylaşım yapan, blog yazmayı seven arkadaşları tanımak istiyoruz. Daha çok tanışıp, kaynaşmak istiyoruz. Onlara, sizlere ulaşmak, konuşmak, paylaşımda olmak istiyoruz.

"Keşf-i Blogger" Etkinliği.

Bu yayında yapılması gerekenler çok basit;

1-Linklerini paylaşan güzel arkadaşları takip etmek.
2-Kendi güzel linkinizi yazının altına eklemek.
3-İçtenlikle yazıyı sonlandırmak ve blogger arkadaşları bu etkinliğe davet etmek :)

*Size ve daha çok yazara ulaşabilmek için etkinliğimizi es geçmeyin lütfen!

Sevgiler.








Teşekkürler.

Edischar ve Taha Akkurt