Sayfalar

24 Ağustos 2022 Çarşamba

Şikago Mezbahaları ( Upton Sinclair )

Şikago Mezbahaları



"Kitap çok güzel fakat okurken bazen kusasım geldi."

Sessiz ve sakin bir ormanda başladım bu kitabı okumaya. Arada sivri sinekler rahatsız etmiş olsada gömüldüğüm kamp sandalyesinde kahvemi içerken, Şikago'nun et entegre tesislerinde sefalet içinde yaşayan Jurgis ailesinin yanına ışınlanıyorum.

Litvanya'dan ABD'nin Şikago şehrine iş bulma umuduyla gelen Jurgis kabilesi burada hayvanların kemiği ve kılıda dahil her yerinin değerlendirildiği devasa bir fabrikada iş bulur.

Tabi bu fabrikanın elli tane bölümü var. Kesimhane, kemiklerin işlendiği bir bölüm, gübrehane ( müthiş kokuyor : ) )kanların toplandığı bir bölüm vs vs. Aile üyeleri farklı bir çok bölümde işe başlar. Tabi burada  türlü olaylarla karşılaşırlar. Maliyet açısından borularda biriken pis etler normal etlere karıştırılır. Konserve bölümünde kaynar kazana düşen ve haşlanarak ölen  personelin eti konserveye karışır. Gübre bölümünde çalışanlara o koku o kadar işler ki normal hayatlarında bile pis kokmaya devam ederler. Yazın sıcağında su bulunmaz, kesimhanedekiler leş gibi kan kokusu içinde çalışır ve bu kokuya o derece alışırlar ki yemekhanede yemek yerken bile artık mideleri bulanmaz.

Dikkatimi çeken bir diğer konuda bıçak kullanan kasapların yoğun et kesmekten dolayı baş parmaklarını kaybetmeleri. 

Tabi aile üyelerinin başına dünya kadar sorun gelir. Ekonomik olarak düştükleri durum, aile bireylerinin birer birer dağılmasına neden olur. Kimisi iftiraya uğrar, kimisi de kötü yola düşer vs vs. 


















13 Temmuz 2022 Çarşamba

Sebastian Fitzek - Noah

 


Aslında temelde günümüzdeki Korona virüsüne benzeyen bir virüs var. Yayılma yeri Çin değil Manila. Tabi virüs dünyaya sistemli bir şekilde yayılıyor. Yayıldıktan sonra başka bir aşama ile aktif ediliyor. Son olarak hasta olan insanların bir kısmı aşılanarak iyileşmesi sağlanıyor. Geri kalanı hakkın rahmetine kavuşuyor. 

Kitaba göre bazı güçler dünyada insan sayısını azaltmak için bazı önlemler almak zorunda kalıyorlar. Aslında kitabı okurken  okuyunca dünya kaynaklarının nasılda heba edildiğini, bu kadar insana bu sınırlı kaynakların yetmeyeceğini çok iyi anlıyorsunuz. Tabi bundan kurtulmak için soykırım çalışmalarını doğru bulmuyorum. :) Ama nüfus patlaması ile bir şeklide mücadele etmek lazım. Yoksa gidişat iyi değil. 

Sonuç olarak, sürekli koşuşturmacanın olduğu, hızlı bir Hollywood filmi tadında güzel bir romandı. İnsanların tüketim sömürüsüne yönelikte çok ilginç bilgiler var. Mesela, insanoğlunun iki yüz elli milyon yılda oluşan petrolü, iki yüz elli yılda tüketmeyi başarması gibi. 

25 Haziran 2022 Cumartesi

Abant Gölü - Gezi Notları


 


Ne zamandır buraya gitme planım vardı fakat bir türlü dünya telaşesi derken burnumun dibindeki bu cennet köşesine gitmemiştim. Benzin fiyatlarının uçtuğu şu günlerde kafama esti ve bir çılgınlık yaparak yollara düştüm. 






+ Abant Gölü, Ankara’ya 220 km civarı bir mesafede. Molalarla beraber gidişimiz 3 saat sürdü. 

+ 2022 tarihli normal araç giriş ücreti 33 TL. Fakat ilginç bir şekilde gişede kimse yoktu.

+ Tesisleşme , WC vs var.

+ Göl civarında kamp alanları ve oteller bulunuyor.

Ben gitmeden önce nerede ne yenir diye bir araştırma yaptım. "Göl Kafe ve Restaurant" adı, fiyatlarının uygunluğu açısından ön plana çıkmıştı. Fakat gittiğim zaman fiyatların feci uçuk olduğunu gördüm. Mesela; alabalık porsiyon 175 TL,  çorbalar 40 TL, tatlı çeşitleri 60 TL şeklindeydi. Fakat sonradan anladım ki gölün çevresinde iki tane aynı isimde "Göl Kafe ve Restaurant" varmış. Bizim gittiğimiz, otele bağlı olduğu için fiyatları uçukmuş. Neyse biz pahalı olana gidip Abant usulü mantı yedik. ( Porsiyonu 80 TL ). Siz aynı hataya düşmeyin. 




Gene göl çevresinde bir adet büfe bulunuyor ( fiyatları piyasanın biraz üzerinde. Fakat bunun haricinde en yakın büfe 20 km uzaklıkta. Doğa  inanılmaz güzel.  Olta balıkçılığına,  (sezon göz önüne alınarak) izin veriliyor. Göl çevresinde yürüyüş yolu var. Araç ile gezmenizde mümkün. Fakat bir çok yerde moda olduğu üzere, at ve fayton gezileri burada da var. Her ne kadar önlem alınsa da atların dışkısını sağda solda görmeniz mümkün. Atları burada koşturtup ticari kazanç sağlamak yerine elektrikli mini araçlar olsa daha iyi olur. 

Sonuç olarak ertelemeyin mutlaka gidin. Gidince ne demek istediğimi anlayacaksınız. Ayrıca hafta sonu çok yoğun oluyormuş. İmkanınız el veriyorsa hafta içi gitmenizi extra öneririm. 

Kendi ellerimle çektiği yürüyüş videosunu da buraya bırakıyorum. :)




16 Haziran 2022 Perşembe

Top Gun: Maverick

 

Top Gun: Maverick

1986   tarihli ilk filmin soundtrack'ı olan " Berlin - Take Me Breathe Away" parçası ile damga vuran filmin ikincisi de nihayet piyasaya çıktı. Çünkü film 2020 yılında pandemiden dolayı vizyona girememişti.

Tom Cruise'nin canlandırdığı Pete Mitchell ( Moverick lakaplı) kendi halinde tek motorlu pırpırlı uçağı ile oynarken, kendisine çok hassas bir görev için, şimdiki Top Gun ekibine öğretmenlik yapması emredilir. Tabi 1980'ler de aynı rütbede olan devreleri şimdi, Amiral, Korgeneral vs olmuş durumdadır. İlk filmdeki rakibi Tom Kazansky (İce Man) bizim Pete çok sever ve kollar.  Adam Oramiralliğe yükselmiş. :)

Oyuncular arasında ilk filmden  kalan ihtiyarları görmek nostalji yaşattı. Tabi Pete'nin yanında bir kadını oynatmak lazımdı, bunun için çok yaşlanan ve 150 kg olan  Kelly McGillis (ilk filimdeki sarışın hatun) yerine Jennifer Connelly tercihi iyi düşünülmüş. Sesler ve görsellik muhteşem. Oyunculuk çok iyi. Gene tipik  şekilde ABD milliyetçiliği abartılmış. İlk filmde soğuk savaş etkisiyle Sovyetler gözümüze sokulmuştu. Fakat ikinci filmde her ne kadar rakibin Rusya olduğu anlaşılsada, Rusya'ya yönelik bir bayrak aksan vs göstermemeye dikkat etmişler. 

Sonuç olarak en çok beğendiğim devam filmilerinden biri oldu. Araya serpiştirilen 80'ler yabancı parçaları, F-18 jetlerinin güçlü motor sesleri, filmi izlerken beni gaza getiren etkenler oldu. :)

14 Haziran 2022 Salı

Ankara Sel Felaketi

Hürriyet - Ankara Sel




Haberlerde bildiğiniz üzere Ankara'da son bir kaç gündür sağlam yağışlar var. Bunun sonucunda istenmeyen maddi kayıpların yanında can kayıpları da oldu. 

Ankara için  dün de  yoğun yağış beklentisi vardı ve bunun sonucunda valilik okulları tatil etti. Ama fırsat bilen çoluk, çocuk, aile, kabile Allah ne verdiyse cümle alem  "AVM" lere akın etti. Yahu öyle komik ve avm manyağı bir milletiz ki, devlet önlem olarak okulları tatil ediyor ama millet avm lere akın ediyor. :)))) Aslında valiliğin yapacağı basit. Böyle afet beklentisi olan günlerde okulların yanında aynı zamanda avm'leri de kapatması lazım ki alınan önlem bir şeye benzesin. 

5 Haziran 2022 Pazar

Kapı

 



Uzun zamandır Kadir amcayı ekranlarda görmemiştim. Eski filmlerinin üzerine yenilerini çektiyse de haberim yoktu. Bu filmi de bir gazetenin köşe yazısında tavsiye üzerine gördüm, açtım izledim.

Kadir İnanır artık yaşı gereği, dede rolü ile karşımıza çıkıyor. Mardin kökenli ve Süryani mezhebinden olan Almancı ailemiz, aldığı bir haber üzerine Mardin yollarına düşer. Orada Kadir amca, ölen oğlu ile yaptığı, el işlemesi muhteşem bir kapının yerinde olmadığını görür ve kapım neredeee diye tutturur. Mardin'den İstanbul'a sürüklenen konuda,  eski bir kapının peşine düşülmesi anlatılmış.




Film içinde çok güzel detaylar var. Mardin kültürü, Süryani manastırının mimari yapısı, coğrafyanın kum rengi ile uyumlu evleri vb... Fotoğraftan anladığınız üzere Manastırın rahibi, amirim Behzat Ç. Orijinal adıyla Erdal Beşikçioğlu. Amirimi uzun zaman sonra ekranlarda görmek, benim için sürpriz oldu. 


5 Mayıs 2022 Perşembe

Yakamoz S - 245



Belçika yapımı "into the night" dizisinin sonunda ortaya çıkan bizim Kıvanç'ın esas rolünü bu dizide öğrenmiş olduk.

Aslında İnto the Night güzel diziydi tamam saçmalıklar vs vardı ama bizim diziyi görünce bunlar çok normal kaldı.

Olaylar diğer dizi ile paralel zamanda geçiyor. Onlar uçakla, zararlı güneş ışınlarından kaçarken bizimkilerde denizaltı ile dalarak kaçıyorlar. Konu şöyle gelişiyor. Kıvançların bulunduğu mini denizaltı ile askeri denizaltı Yakamoz'un yolları kesişir bu siviller askeri denizaltıya dahil olarak yollarına devam ederler.

Buraya kadar her şey normal fakat konu içinde bizim Türk askeri geçince otomatikman bir milliyetçilik kasma hastalığımız var. Bu dizide de bunu bol bol gördük. Fakat bazen milliyetçilik kasarken bazende Türk denizcisini hırsız, ona buna sataşan tipler kılığına sokmuşlar. Hele Türk askerinin Yunan bankasından para çalmaya çalışması böyle uluslararası bir platformda yayınlanan  bu dizi açısından felaket olmuş. Aynı şekilde gerizekalının yapmayacağı unutanlıkların olması, bir anda her şey düzelirken pat diye bir şeylerin bozulması vs  aşırı ama aşırı zorlama olmuş. Sanırım bu tip senaryolar için bizim yerli yapımcıların daha çok ekmek yemesi gerekiyor.

Sonuç olarak izlesenizde olur izlemesenizde pek bişi kaybetmezsiniz. İzleyecek birşeyler bulamıyorsanız araya çerezlik belki olabilir.