Sayfalar

25 Ağustos 2019 Pazar

Flight


                                                                                                   Görsel:www.amazon.com

Her ne kadar Tom Hanks'in oynadığı Sully gibi gerçeklerden uyarlama bir baş yapıt olmasa da yönetmen koltuğunda oturan efsane isim Robert Lee Zemeckis çok başarılı bir iş çıkarmış diyebilirim.

Başı Aksiyon Sonu Duygusal


Film, kaptanın uçuşa çıkmaya hazırlanması ile başlıyor. Tabi bizim kaptan alkoliğin önde gideni. Zaten kafası güzel bir de uçakta çaktırmadan iki tek atar. Aksilik değil mi uçakta teknik bir aksaklık meydana gelir ve uçağı çok çok zor şekilde indirir. 102 kişi sağ olarak kurutulurken 6 kişi hayatını kaybeder.

Filmin bundan sonraki kısmı duygusal, yani dram türüne giriyor. Sigorta şirketleri, uçağı yapan firma ve hava yolu şirketinin de aralarında olduğu bir süreçte kıran kırana ihaleyi  birilerinin üzerine atma süreci başlar. Tabi normal olarak kaptan ne kadar başarılı olup uçağı indirsede, hava yolu şirketini sıkıştırmak isteyen diğer gruplar kaptanın sarhoşluğunu  gündeme getirir. Filmin bundan sonraki sürecide kaptanın vicdani muhasebesi üzerinden  yürüyor.

Sonuç olarak, gerilimin ardından tatlı niyetine bol duygusallığı izleyiciye sunan bu yapımı bir çok yönden başarılı buldum. Havacılık türünde aksiyon sever izleyicilerin ilgisini çekebilir.



Vizyon tarihi /   7 Aralık 2012 (2s 18dk)
Yönetmen / Robert Zemeckis
Tür / Dram
Ülke / ABD



















22 Ağustos 2019 Perşembe

İlk mim görevim



Diğer blogger arkadaşların sayfalarında görür ve merak ederdim. Mim görevim, mimlendim, beni mimlemişler  vs gibi :). Dert Anası Gülhan beni mimledi ve mim serüvenim bu şekilde başlamış oldu. İçimden geldiğince şöyle güzel güzel cevap vermeye çalışayım. :)




    1-) Boş vaktinizde neler yapıyorsunuz?

Şu anda çalışmadığım  için  (malum işsizlik şu dönemde çok fazla)   zaten boş vaktim çok. Buradaki amacım, boş olan zamanımı mümkün olduğu kadar dolu şekilde planlamak. Sürekli  kitap okuyorum, geziyorum, gezerken notlar alıp fotoğraflar çekiyorum. Kültür-sanat  ile ilgili bir çok sosyal grubun oturumlarına katılıyorum.

    2-) Gününüzü nasıl planlıyorsunuz ?

Bir Başak burcu bireyi olarak plan öncelikle bizim işimiz. Bizim her işimiz planlıdır :). Sabah erken kalkar öncelikle başlangıç seviyesi yoga ile güne başlarım. Arkasından genelde yürüyüş yapar sonrasında kahvaltı vs. Evde pek durmam. Yeşil alan park gibi yerlerde kitap okurum. Çalıştığım dönemler gene güne yoga ile başlarım fakat zaman sorunundan dolayı haliyle sabah yürüyüşe çıkma olanağım pek olmuyordu. 

   3-) Hedefleriniz var mı ? Varsa Neler ?

Planlamacı yönüm burada da devreye giriyor haliyle. Tabi ki hedeflerim var. Yeni hedeflerde belirliyorum. Bunların kimisini bu yaşıma göre başardım kimisinin de hala peşinden koşuyorum. Hedeflerimin çerçevesi genellikle bu dönemlerde  iş yaşamına yönelik kariyer çerçevesinde şekilleniyor.

  4-) İngilizce nasıl geliştirilir ?  

Ben ilginizce mi şu şekilde geliştiriyorum. Öncelikle zamanları çok iyi öğrendim. Zaman konularının çakallığını öğreten çok iyi video anlatımlı siteler var. Daha sonra zamanların üzerine konuşma pratiği, konuşacak birini  bulamadığım zaman yazışma şeklide sosyal medyada yazışma pratikleri yapıyorum. Yazışma pratiklerinin inanılmaz faydasını gördüm. 


Edischar  tarafından başlatılan ve Dert Anası Gülhan tarafsından mimlendiğim ilk mim görevimi tamamlamış bulunuyorum. Darısı hala bu görevi yerine getirmeyenlere olsun. Bir sonraki mim de görüşmek üzere hoşçakalın mutlu kalın :)))).







19 Ağustos 2019 Pazartesi

Franz Kafka - Şato


Kafka’nın, Dönüşüm ve Dava isimli kitapları ile beraber en iddialı romanlarından biri olarak gösterilen Şato isimli kitabında gene meşhur bay K’nın maceralarına şahit oluyoruz.

Bay K, bir şatonun eteklerine kurulmuş ve şatodaki kont tarafından yönetilen  bir bölgeye kadastrocu olarak çağrılır yada çağrıldığını zanneder. Yardımcıları vardır, hanlarda kalır. Sonra bazı anlaşmazlıklar başlar.

Sınıfsal farklılıklar üzerine kurulu konuda, Kafka’nın diğer romanlarından da alışkın olduğumuz sembolik yüksek rütbeli karakterleri gene sıkça görüyoruz. Bunlar kimi zaman muhtar, kimi zaman öğretmen, kimi zamanda han sahibi olarak karşımıza çıkıyor.

Kitapta bana gizemli gelen şato simgesi oldu. Gözümde, tepenin en üzerinde sislerin arasında yükselen kara bir yapı gibi canlandı. Şato’nun otoritesi üzerine vurgular başarılı şekilde yansıtılmış. Emirleri  kesindir, sorgulanamaz, herkes itaat etmek zorunda vs gibi....

Ben, İş Bankası’nın yayınlarından okudum. Karşılıklı konuşmalar alt alta değil, kesme işareti ile aynı satırda yan yana basılmış. Sanırım sayfadan kazanmak için böyle yaptılar. Fakat bu şekilde bir tasarım konuşmaların birbirine girmesine neden olmuş.

Konu olarak ise yarıya kadar akan kitap yarıdan sonra çooook uzatılan karşılıklı konuşmalar ile okuma motivasyonumu düşürdü.



16 Ağustos 2019 Cuma

The Handmaid's Tale (Damızlık Kızın Öyküsü)




Daha önce söylemiştim sanırım, distopya türüne bayılırım. Bu tür ile ilgili yazılmış kitapları, uyarlanmış film yada dizileri kaçırmamaya çalışıyorum. Daha öncede başlıkta bahsettiğim yapımı duyup nette aradım fakat Blu Tv'nin telif haklarından dolayı bulamamıştım. Sonra elime Blu Tv şifresi geçti ve bir çok merak ettiğim yapımı izleme fırsatı buldum. Fakat baştan belirteyim bu dizinin henüz birinci sezonunu izledim. Sonraki bölümlerini daha izlemedim. Sonuç olarak yapacağım yorumlar birinci sezonu kapsıyor.



Dizi distopya türünün olmazsa olmazı karanlık bir gelecekte başlıyor. Doğurganlık oranı kimyasal salgınlardan dolayı çok düşük, bir çok eyalette iç savaşlar var, bazı gruplar eyaletlerdeki yönetimleri ele geçirmişler.

Dizinin ana ekseni ise, düşen doğurganlığı arttırmak için kısırlaşmamış kadınları tespit eden işgalci güçlerin, bu kadınları üremeyi arttırmak üzerine kullanılmasını konu alıyor.

Modern şehirde geçen fakat ev içinde ve sosyal düzen olarak koloni tarzını yansıtan yapımda karşımıza çıkan klasik ev ortamı, şato tipi yaşam alanları ,tek tip elbiseler vs karanlık ortamın ruhunu yansıtan güzel detaylar olarak dikkatlerden kaçmıyor.


9 Ağustos 2019 Cuma

Pavyon



İsmine bakıp şaşırmayın, adamlar düşünmüş taşınmış pavyon hayatını anlatan bir belgesel yapmışlar. Tabi belgeselin çekildiği şehir pavyon bolluğundan dolayı Ankara :). Önünden otobüsle geçtiğim bu renkli tabelalı yer altı işletmelerinin iç dünyasının bu şekilde olduğunu öğrenmek beni hayli şaşırttı. Konu olarak hiç ilgimi çekmese de izledikten sonra acayip hoşuma gitti. Hem komik hemde bu aleme para kaptıran zafiyeti yüksek erkeklerin durumunu anlatan bir nevi sosyolojik çalışma gibi olmuş.

Programı iki bölüm itibari ile izleme şansım oldu. Ama üçüncü fragmanda geldi demekki devam edecek. 


İşletme sahipleri, müşteriler, garsonlar, şef garsonlar, artistler (kons), taksiciler ile bol bol röportaj yapmışlar. Merak edilen her şeyi sormuşlar. Alemin kuralları nelerdir, mekanda müşteri nasıl söğüşlenir, konsların   şişe açtırma adı altında nasıl hesabı şişirtmeleri falan hayli komik. Birebir soru cevaplarda verilen samimi cevaplar aslında çok ilginç. Yani bir nevi oraya gelen ve dünyanın parasını harcayan erkekler ile aslında arka planda nasıl dalga geçtiklerini çok yalın bir şekilde anlatmışlar.

Unutmadan söyleyeyim. Yapım, konu aldığı alem nedeniyle aşırı küfür içeriyor. İzlemeden önce aklınızda bulunsun.


31 Temmuz 2019 Çarşamba

Düz Dünya Teorisi




Milletin canı sıkıldığı için midir nedir bilinmez, sürekli absürt fikir ve düşünce akımları ile karşılaşıyoruz. Son günlerde de adını sıkça duymaya başladığım Düz Dünyacılar çıkmaya başladı karşıma. Adından da anlaşıldığı üzere bir grup eleman ciddi ciddi dünyanın düz olduğunu savunuyor. Sosyal medyada kendi aralarında organize olup toplanıp konferans seminerler bile veriyorlar. Yerli sohbet sitelerinde de yerli düz dünyacılara rastlamak mümkün. Netfix’te bu konu hakkında belgesel bile yapılmış. (Belgeselin adı, Çağın Gerisinde Yaşamak)




-Bu uçuk arkadaşlara göre dış uzay yok. Yer kürenin üzerinde devasa bir kubbe var. Bu kubbenin içinde Ay ve Güneş karşılıklı dönüyorlar. (Genel kabul gören teorileri bu. Kimisine göre kubbe yok Dünya uzayda fakat düz şekilde.)


-Yer dediğimiz sözde düz zeminin çevresi yuvarlak bir buz halkası ile çevrili.


-Dünya devletlerinin yaptığı gizli bir anlaşmaya göre, bu buz tabakasında belirli bir mesafenin ilerisine gitmek yasak mış. 


-Uzaydan çekilen dünya fotoğraflarında bu arkadaşları ikna etmiyor, çünkü onlara göre bu, Dünya'nın düz olmasının bilinmesi istemeyen bazı güçlerin yaptığı algı operasyonu. Yani Dünya’da uzay ile ilgilenen tüm ülkeler aslında belirli güç odaklarının yaptığı yalan habere uymak zorundaymış.

28 Temmuz 2019 Pazar

Belgesel - Abducted in Plain Sight




Bir sapık profili düşünün, karşısındaki ailenin 12 yaşındaki kızını kendine bağlamış, kızın annesinin gönlünü çalmış aynı zamanda kızın babasıyla da bir takım bir şeyler yaşamış olsun.


Konuya belki bir anda daldım belki ama, belgeseli izlerken mahkeme kayıtları ve ispatlı belgeleri görmesem bunu kesinlikle kurgu zannederdim. Çünkü kusura bakmayın bir aile bu kadar geri zekalı olamaz. Tamam başroldeki sapık çok zeki olabilir ama bu olaylar bu dereceye kadar ilerlerken aile nasıl hiçbir şeyin farkına varamaz çok enteresan.


Kıyısından konusuna değineyim geri kalanı size kalsın.


Kendi halinde yaşayan bir aileye bir adam musallat olur. Bu ailenin kız çocukları vardır. Kızlardan 12 yaşında olanına bu adam saplantılı derecede aşık olur. Bazı para-normal miş gibi kurguladığı oyunlarla kızı korkutup kendine bağlar. İşler öyle bir noktaya gelir ki kız adamdan ayrılamaz, adamla yaşamaya başlar.


Bu süre zarfında kızın annesiyle de ilişki yaşar. Anne ile ilişki yaşanmasının sebebi ileride olabilecek olaylar karşısında annenin sesini kesmektir aslında. Anne ile olan ilişkisini bir nevi sigorta olarak kullanır.


Tüm aileyi derin planlar ile avucunun içine alan pedofili, her türlü hukuki sıkıştırmadan uzun süre yırtar. 


Son olarak şunu belirteyim. Belgesel süresince tanıkların bazı ifadeler rahatsızlık verebilir, çünkü olaylar açık seçik anlatılıyor önceden uyarayım.