Sayfalar

26 Aralık 2021 Pazar

Frida ( Netflix)

 




“Frida olsa ne yapardı”

Yukarıdaki cümleyi bir kitapçıda, yeni çıkan kitaplar bölümündeki bir kitabın üzerinde gördüm. Kitabın kapağında bir kadın vardı. Özellikle kaşları yamaç paraşütü gibiydi. :) Sonra Frida ismini Netflix’de görünce filmine bari bakayım dedim. 

Hayatın ilk tokadını küçük yaşlarda topal kalarak yiyen Frida, gençlik ve olgunluk çağında da bu tokat silsilesinden bolca yemeye devam eder. 

Aslında ressamlığa ilgi duyar, hatta bu meslek sayesinde bir ressam ile tanışır evlenir. Fakat ressam abimiz  resmen çok eşli havalarında takılan, hovardalığın  doktorasını yapmış uçuğun biridir. 

Hayatında yediği fiziksel darbelerin yanında, sevdiği adamdan da ruhsal darbe yiyen Frida, aldığı her hasar sonrasında toparlanmayı başarır.

Ortalamayı bence aşamayan film, iki saatlik süresinde de  zaman zaman beni darladı. 

30 Ekim 2021 Cumartesi

Oyun






"Oyunun amacı, bu amacı bulmak"

97 yılında yapılan bu filmi nasıl kaçırdım bende anlamadım. Demekki ne kadar titiz takip etsemde  bazı şeyleri kaçırabiliyoruz. :) 

Başrolünü efsane isim Michael Douglas'ın oynadığı yapım iki saatlik olmasına rağmen beni koltuğa çiviledi. 

Nicholas çok zengin bir yatırım bankacısı. Kardeşinin verdiği gaz ile kendini acayip bir oyunun içinde bulur. Bu oyun öyle bir hal alır ki adam kendini şizofren miyim diye sorgulamaya başlar. Çünkü çevresindeki tüm faktörler oyunun bir parçası haline gelir. Daha doğrusu, oyunu tasarlayan üst akıl, Nicholas'ın hayatındaki tüm kişisel ve ekonomik faktörleri denetlemeye ve yönlendirmeye başlar.

17 Ekim 2021 Pazar

Netflix - KİN

 



Yılmaz Erdoğan'ı ilk defa bu rol altında izledim. Daha önce bu tarz denemesi var mı bilmiyorum ama ben ilk defa böyle bir rolde izledim kendisini.

Geçmişle bağlantılı bir operasyonda mağdur olan iki kardeş yıllar sonra kendilerini mağdur eden komisere kumpas kurarlar. Ne kadar tanıdık değil mi? :)

Konun içinde bizim komiser kendi işlediği cinayeti aydınlatmaya çalışan ama bir yandan da yakalanmamak için her yolu deneyen bir güvenlik amirine dönüşür. 

Benim en çok takıldığım konu, senaryoyu fazla kasmışlar. Yani ödül alan, yılların tecrübeli polis amirinin bazı şeyleri süzememesi Yılmaz Erdoğan kalitesine yakışmamış.



27 Eylül 2021 Pazartesi

Ecinniler / Dostoyevski

 


Kimin eli kimin cebinde belli değil. 

İlk başta Stepan Trofimoviç adında emekli modunda bir amcamızı anlatarak başlayan roman, daha sonra, ortaya karışık misali, türlü türlü insanların konuya dahil olmasıyla çorbaya dönüyor. Burada mesele; karakter aralarındaki bağlantıyı sürekli aklınızda diri tutup, isimleri unutmamanız. Zira konu içerisinde 8-9 tane kilit kişi var.

Konunun ana ekseni şu şekilde. Mevcut Rus yönetimi halkın bir kısmında tepki çekmektedir, bu tepkiye karşılık mevcut yönetimi indirmek için bazı gruplar gizliden gizliye çalışmaktadır. Esas anlatılmak istenen; gizli faaliyet gösteren gruplardan birinin hücre evinde  toplanıp yaptığı  tehlikeli çalışmalar. 

Yazar tartışmasız bu kitabında da gene sanatını konuşturmuş. Karakterler üzerinden yaptığı psikolojik tahliller, betimlemeler, değişen ruh hallerinin yansıdığı davranışlar gene efsane olmuş.

Rus klasiklerinde hep karşıma   çıkar. Mesela hep bir toplumsal statü vurgusu vardır ama fakirlikten sürünen herkesin iyi kötü mutlaka bir hizmetkarı bulunur. Yani hem fakir olup, hem  hizmetkar çalıştırmakta biraz  ilginç. :) 

21 Eylül 2021 Salı

Orhan Pamuk - Kafamda Bir Tuhaflık

 


Bozayı pek sevmezdim, taki Eskişehir'de Kara Kedi bozacısından, leblebi ile tadana kadar. Şimdi bunun kitapla ne alakası var demeyin, kitabı okurken canınız boza çekecek. :)


Köyünden mega şehir İstanbul'a göç eden Mevlut, baba mesleği boza satarak geçimini sağlar. Mevlut için İstanbul sokaklarında gezerek, - Bozaaaaaa diye bağırmak resmen onun için  terapi olur. Eski apartmanların camından boza isteyen müşterilerin sallandırdığı çantaları gökten yağan rahmet gibi bekler. Gel zaman git zaman evlenir. Çocukları olur, hayatın meşgalesinde koşturup gider.

Öncelikle kitap farklı bir çizgide, isimler üzerinden köşe yazısı gibi ve farklı zamanlarda geçiyor. 60'lı yıllarda başlayan konu 2009 yılına kadar sürüyor. Ama zaman bir çizgide akmıyor. Kimi zaman 90'lar anlatılırken, kimi zaman hooopp Mevlut'un ergenliğine geçiyoruz.

Yazar eski İstanbul'u resmen yaşattı,  havasını içime çektirdi bana. Zamana göre değişen şehir, gece kondu mahallelerindeki sağ -sol  çatışması, sağcı ve solcu ailelerin yaşadığı tepelerin farklı olması, esnaf kültürü, siyasi yapıya göre değiştirilmek istenen alışkanlıklar, yazarın kurgulamadaki başarısıyla sayfalara yansıtılmış. 

Kitabı okuyunca, eskinin saf dünyasının, betona gömülen ve para hırsıyla tutuşan insanların mesken tuttuğu günümüze göre, ne kadar güzel olduğunu bir kez daha anladım.

31 Ağustos 2021 Salı

Pieces of a Woman

 


Soluksuz bir 22 dakika

Başlıktaki 22 dakikanın esprisi, filmin hemen başında doğum yapan kadının 22 dakika boyunca kesintisiz bir şekilde yaşadığı acı, ıstırap ve umudunu kaybetme stresinin inanılmaz bir oyunculuk ile süslemesinden kaynaklanıyor.

Aslında film çok öyle derin bir konuya sahip değil ama oyunculuk ve hissettirilen dram, travma, benim gibi aksiyona doymuş bir izleyiciyi bile koltuğa yapıştırdı.

Az çok spoiler vermek zorunda kaldım, çünkü filmin vurucu yönlerini başka türlü anlatamazdım. Film; ölü doğum sonrası bir annenin yaşadığı ruhsal bunalımı anlatıyor. Tabi bu anlatış öyle basit bir şekilde gelişmiyor. Kadının çevresi  ile ilişkileri ve bu ilişkiler sonucu yaşadığı dengesizleşme öyle ustaca işlenmiş ki, izleyiciyi kendisine hayran bırakıyor. Bu filmi kesinlikle sıradan bir dram filmi olarak düşünmeyin.

16 Ağustos 2021 Pazartesi

Parazit

 

Süre: 2s 12dk  

Tür: Gerilim

Yönetmen: Bong Joon Ho

IMBD: 8.6


Zenginlik ve Fakirlik Üzerine Hassas Bir Terazi

Filmin yürüdüğü denklemi anlamak için şu iki bilgiyi aklınızda tutun. Zengin aile, "Park" ailesi. Fakir aile "Kim" ailesi.

Gariban, Kim ailesinin genç oğlu bir fırsat bulur ve Park ailesinin evinde, evin genç kızına dersler vermek üzerine iş başı yapar. Sonra yavaş yavaş evin diğer çalışanları olan; şoför, hizmetli gibi çalışanların ayağını kaydırarak kendi ailesini bu evde çalışan olarak istihdam ettirir. 

Filmin ilk etabı bu şekilde yerine oturur. Tabi bu eve sızan aile, çalışmaya başlar eve uyum sağladıkça ev sahibi olan patronları, yüksek egoları ile bu emekçi insanları bir güzel ezer. İşte, filmin ana teması da zenginin fakiri ezme noktası olan bu çatışmadan ortaya çıkıyor. Tabi bahsetmediğim çok ilginç mevzularda var fakat o noktalara hiç girmiyorum

Altın Palmiye gibi, Oscar gibi bir çok alanda ödülleri silip süpüren bu filmi bu zamana kadar nasıl izlemediğime bende şaşırdım. :)